Biz Kimiz?

Çevre koruma bilincim 1974 yılında İstanbul Tuzlada, o zamana kadar gördüğüm çevre katliamının şoku ile başladı, daha iki yıl önce muhteşem deniz çayırlarının içinde kalkan balığı avlamış, büyük deniz salyangozlarının çayırlıkda karınların doyururken izlemiştim. Oluş tarihini kesin bilmediğim 1974 yılında İzmit körfezde meydana gelen doğa abotajı veya kazası sonuncunda Marmara denizinin İzmit körfezi çevresi Tuzla açıklarına kadar denizi zehirlemiş, deniz ölmüş, su içinde ve dipte canlı kalmamışdı, çayırlar ölmüş bitki lifleri, salyangoz kabukları, çok sık örümcek ağına benzer ölü kümeler dolu idi, bacaklarımda hissetiğim yanma nedeni ile denizi terkettim, içim yanmış, moralim çökmüş, kalkanbalığı avlamak için gittiğim yer bir mezarlık bile değildi, o çevrede balikçılıkla geçinenler artık ekmeksizdi, Marmaranın büyük bölümünde artık kıyı balıkçılığı yapılamazdı, kendi çaresizliğim ile düşünmeye çalışarak, isyan ederk, sağlıklı çevrenin korunması için kafamda iki boyutlu bir model oluşturmaya çalıştım.

1. Açık Yeşil, Merkezde gerçekde biz olan Küçük dünyamız.
2. Mavi, Dünya çevresinde maviye ad olan atmosferimiz.
3. Turuncu, Fiziksel saldırılara karşı koruma kalkanı.
4. Mor, Kimyasallardan koruma kalkanı.

Pratikde;
a. Yakın çevreyi ve dünya kimyasını kesilikle korunmak.
b. Dünyaya karşı oluşabilecek yasal ve yasadışı fiziksel, kimyasal saldırılara karşı direnmek.

Kafamda bu iki maddeyi düşünmek bana güç veriyordu, bugünki sembol kafamda öyle oluştu, yetmişli bir yılda tesadüfen gördüğü bir kitap ‘sibernetik nedir’ adlı kitabı gördüm, o kitap benim senbolümün içini çok boyutlu olarak doldurdu, o kitap 12 Martda olduğu gibi 12 Eylüde ana-baba tarafından yakıldı.

O sembol artık bendim, bir molokül sudan, genişleyen kosmosa kadar benim olan o sembol 1980 de İstanbul Bankalar caddesinde işimin anblemi oldu, bazıları söylemekde zorluk çekiyor, bazıları sen küçüksün anblem büyük diyordu ama sembol bendim onu bilmiyorlardı.

1995 de Alman maliyesi Türkiyede kullandığın anblemi Almanya’da kullanazsın dedi, kapitalist-liberal ekonomide yapıyı doğrudan hedef almayan eylem, söylem ve sembollerin kulanılabileceği var sayımından dolayı benim sembol 2019 Aralık ayına kadar Almanya’da yasalara uygun yaşadı, hiç uslu çocuk olmadı. 1995 den 1999 a kadar bilgisayar imalatı yaptı, 1999 da dünyayı en çok kirleten ülkenin bigisayar rekabetine dayanamayıp, bilgisayar sattığı bir firmaya çalışan olarak girdi, yönetti, yönetildi, hiç bir yere sığmadı, kendini sığdıramadı.
Almanyada ilk defa soğuk güneş ışığı ile alan aydınlatması yaptı, derin metro istasyonları aydınlatma düşüncesi modelli olarak kağıt üstünde kaldı, ilk CAD proğramı onun üçücü dili oldu, hep çizdi, iki boyutlu similasyonlar yaptı, kafası gövdesinden bağımsız küçük dünyamızı dolaştı durdu. bir arkadaşının dediği gibi parayı hiç sevmedi, havuzlu, pembe pancurlu ev rüyası hiç olmadı, Denizi çok severdi ama 1980 den sonra tuzlu suya girmedi, belkide kendisinin bilmediği bir hastalığı vardı.
2021 in Temmuzunda anblem İzmirde Resmen yaşamak ve yaşatmak istediğini mahkemeye dilekçe ile baş vuruda bulundu, başvuruda adı ve imzası olan gerçek kişinin hukuk bigisizliği yardım aldığı insanların yetersizliği nedeni ile en alt mahkemeden en üst makemeler arasında gittii-geldi, sonunda taam dört sene sonra nufusa kayıtlı yeni doğmuş bir anblem olarak 29 Mayıs 2025 de İzmir’in – Türkiye’nin – Dünyanın havasını teneffüs etmeye başladı, adı Sibernetik Vakfı oldu, teneffüs ettiği oksijenin daha fazlasını üretmek için, mavi gökte bulut-oksijen, kırsalda ot, tarlada buğday-arpa, bahçede meye-sebze, aç karınlarda yemek, evde okulda fabrikada ışık olmak için, bütün boyutları ile üretmeye devam edecek.

e-Mail: info@sibernetikvakfi.com